Küresel hidrojen ekonomisinin gelişim süreci incelendiğinde teknolojik ilerlemenin tek başına yeterli olmadığı, piyasanın sürdürülebilir biçimde büyüyebilmesi için yatırım, politika ve talep mekanizmalarının eş zamanlı olarak gelişmesi gerektiği görülmektedir.
Kritik mineraller, enerji dönüşümü, savunma sanayii ve ileri teknoloji üretimi açısından giderek artan bir stratejik önem kazanmaktadır.
Enerji verimliliği günümüzde hem ekonomik kalkınmanın hem de sürdürülebilir çevresel politikaların merkezinde yer alan temel bir stratejik araçtır. Dünya nüfusunun hızla artması, ekonomik büyümenin devam etmesi, yükselen yaşam standartları ve elektrikleşme süreçlerinin ivme kazanması enerjiye olan talebi sürekli artırmaktadır. Yapılan çalışmalarda son yıllarda küresel enerji verimliliğindeki ilerlemenin belirgin biçimde yavaşladığı görülmektedir. 2010’lu yıllarda enerji verimliliği yıllık ortalama %2 düzeyinde iyileşirken, 2019 sonrası dönemde bu iyileşme yaklaşık %1,3 seviyesine gerilemiştir. 2025 yılı için beklenen ilerleme ise %1,8 civarındadır. Bu oran, ülkelerin 2030 yılına kadar yıllık yaklaşık %4’lük bir iyileşmeye ulaşma hedefinin oldukça gerisindedir. Bu tablo, enerji verimliliğinin artık geciktirilemeyecek ölçüde kritik bir politika alanı olduğunu göstermektedir.